Yeni Ticaret Kanunu’nun Satınalma Sözleşmelerine Müdahalesi

Yeni Ticaret Kanunu’nun Satınalma Sözleşmelerine Müdahalesi

Yeni Ticaret Kanunu’nun Satınalma Sözleşmelerine Müdahalesi

Bu yazımda, ticari işletmeler arasındaki ‘satınalma’ sözleşmeleri ya da Kanun’un deyimiyle ‘mal ve hizmet tedarik’ sözleşmeleriyle ilgili, yeni Ticaret Kanunu’nun önemli bir yeniliğinden bahsedeceğim.

Yeni-Türk-Ticaret-Kanunu1-250x250


Şirketlere verdiğim eğitim seminerlerinde, uygulamada karşılaşılabilecek sorunlarla birlikte ayrıntılı olarak anlattığım bu konuyu, burada ana hatlarıyla, özet olarak ifade etmeye çalışacağım.

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, sözleşmelere kanunlar aracılığıyla müdahale edilmesi, kamusal otoritelerin ekonomiye müdahale araçlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. Ekonomi aktörlerini tamamen serbest bırakmanın, bilinen deyimle, ‘bırakınız yapsınlar’ anlayışının, ekonomik işleyişi tehdit ettiğinin görülmesiyle, birçok alanda düzenleyici, denetleyici kurum ve kurallar oluşturulmuştur. Bu anlayış, tüm dünyada giderek daha belirgin hâle gelmektedir.

Elbette, günümüz dünyasındaki bu yaygın eğilim Türkiye’de de hâkimdir. Bunun son örneklerinden birisi, 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren yeni Ticaret Kanunu’nda yer verilen ticari işletmeler arasındaki satınalma sözleşmeleriyle ilgili yeni kurallardır.

Hazırlığı uzun yıllar süren Ticaret Kanunu’nun TBMM’ye sunulan metninde, size bahsedeceğim bu kurallar yoktu. Bu düzenlemeler, Meclis’te son anda Kanun’a monte edildi. Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesinin ikinci ve devamındaki fıkra hükümlerinden bahsediyorum.

Öncelikle, size, satınalma sözleşmeleriyle ilgili bu yeni kuralların hikâyesinden bahsedeyim.

Avrupa Birliği’ndeki büyük işletmelerin, tedarikçi KOBİ’lere (küçük ve orta boylu işletmelere) karşı borçlarını geç ödemeleri, ödeme vadelerinin giderek uzaması, KOBİ’lerin ise buna itiraz edecek güçlerinin olmaması, ekonomiyi tehdit eden önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği’nde, bu sorun üzerine uzun yıllardır kafa yorulmaktadırlar.

Çünkü yapılan istatistik çalışmaları göstermiştir ki, AB’de iflas eden yaklaşık her dört şirketten biri, alacaklarının geç ödenmesi sebebiyle iflas etmektedir. Bu sebeple AB, ekonomik krizle mücadele yöntemlerinden biri olarak, mevzuatına koyduğu bazı kurallarla geç ödemeleri önlemeye çalışmaktadır. Bu çabanın ürünü olarak, AB mevzuatında 2011 yılında yapılan düzenlemeyle, satınalma sözleşmelerine yönelik önemli müdahaleler öngörüldü.

İşte, ticari işletmeler arasındaki satınalma sözleşmelerine ilişkin, AB mevzuatında getirilen bu önemli kurallar, yeni Ticaret Kanunu aracılığıyla bizim iç hukukumuza da aktarılmıştır.

Bahsi geçen yeni kuralları, uygulamada sebep olacakları sorunlarla birlikte burada tüm ayrıntılarıyla izah etme imkânı yok ama, kısaca şöyle özetleyebiliriz:

  • Satınalma sözleşmesinde tedarikçi, malı teslim etmiş ya da hizmeti sağlamış olmasına rağmen alacaklı, sözleşmede belirtilen tarihte ödeme yapmazsa, ihtara gerek olmaksızın kural olarak, temerrüde düşmüş olur. Bunun en önemli sonucu olarak, temerrüt tarihinden itibaren faiz işlemeye başlar.
  • Satınalma sözleşmesinde kural olarak ödeme süresi, altmış günden uzun belirlenemez. Tedarikçi (para alacaklısı) taraf KOBİ ve para ödeme borcu altındaki müşteri büyük işletme ise, ‘ödeme süresi altmış günü geçemez’ kuralı kesindir.
  • Sözleşmede ödeme süresi hiç belirlenmemiş ya da belirlenen süre altmış günden fazla ise, bu durumda Kanun devreye girerek sözleşmeye müdahale etmekte ve bu süreyi otuz gün olarak belirlemektedir.

  • Satınalma sözleşmelerinde yer alan, ödemenin gecikmesi hâlinde faiz talep edilmeyeceği yönündeki anlaşmalar geçersizdir. Aynı şekilde, belirlenen faiz oranının çok düşük olması hâlinde de, faize ilişkin hüküm geçersizlik yaptırımıyla karşılaşabilir.
  • Faiz oranının belirlenmemesi ya da belirlenen faiz oranının geçersiz olması hâlinde, geciken ödeme için uygulanacak faiz oranını belirleme görevi Merkez Bankası’na verilmiştir. Kanun’a göre Banka, satınalma sözleşmelerinde uygulanacak temerrüt faizi oranını her yıl ilan edecektir.
  • Banka’nın belirleyeceği faiz oranının, ticari faiz oranından (20 Aralık 2012’den itibaren ticari faiz oranı yıllık % 13,75’tir.) en az “yüzde sekiz” fazla olması gerektiği de Kanun’da açıkça düzenlendi.

Nitekim bu düzenleme doğrultusunda Merkez Bankası, 29 Aralık 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile, satınalma sözleşmelerinde uygulanacak temerrüt faizini, yıllık % 15 olarak belirlemiştir.

  • Tedarikçi (para alacaklısı) taraf KOBİ ve para ödeme borcu altındaki müşteri büyük işletme ise, para borcunun taksitle ödenmesi yönünde yapılan anlaşmalar da geçersizdir.

Yukarıda özet olarak yer verdiğimiz bu yeni kuralların, uygulamada birçok soruna ve tereddüde sebep olacağı kesin. Öte yandan, Kanun’un amacını ve KOBİ’lerin ekonomi bakımından önemini dikkate aldığımızda, bu tür bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Ancak, temel mesele şu ki, bizim kanun yapma anlayışımız, “geleneğimiz” maalesef oldukça sorunlu. Uygulamaya önemli bir müdahale anlamına gelen bu kurallar, maalesef Kanun’a son anda bir ‘yama’ olarak eklendi. Herkes için sürpriz oldu. Hâlbuki uygulamanın içinde olan ve bu düzenlemeden doğrudan etkilenecek tarafların da görüşleri alınarak,tüm sonuçlarıyla birlikte yeterince değerlendirilerek, Türkiye’nin şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun bir düzenleme yapılması çok daha ideal olurdu.

Burada ayrıntısına giremedim. Bahsettiğimiz Kanun hükümlerinin, hukukçular arasında da çok tartışılan belirsizlikleri var. AB mevzuatından bu kuralları tercüme ederken de, gerekçesi anlaşılamayan değişiklikler ve hatalar yapılmıştır.  İlerleyen günlerde bu kurallar gündemimizi oldukça meşgul edecek gibi görünüyor.

Her zaman vurguladığım gibi, satınalma yönetimi bakımından, sözleşmelerin işletme riskini en aza indirecek şekilde hazırlanması ya da ticari muhatabınızla müzakere ettiğiniz satınalma sözleşmesinin doğru ve güncel bilgilerle incelenmesi, gerekli müdahalelerin zamanında yapılabilmesi işletmenin geleceği bakımından stratejik bir öneme sahiptir.

Bir dahaki sayıda görüşmek üzere…

 

Av. Dr. Umut Yeniocak

www.yeniocak.av.tr

twitter.com/Umut Yeniocak

linkedin.com/Umut Yeniocak

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.